İstanbul Escort küçük istanbulda nişantaşı escortu emerdim

Küçük istanbulda nişantaşı escortu emerdim

Ben 22 yaşında bir escort üniversite öğrencisiyim. Bu yazıyı kız arkadaşı‘mın isteği üzerine, onun ağzından kaleme alıyorum çünkü onun Türkçe’si yeterli değil. “... Merhaba, ben Suzan. 19 yaşındayım. istanbul escort bayan işçi toplluluğunun üçüncü jenerasyonuyum. Orada doğdum ve altı ay öncesine kadar anavatanım Türkiye’yi hiç görmemiştim. Küçüklüğümde parmağım devamlı ağzımdaydı. Oynarken, yatarken, her zaman baş parmağımı emerdim. Bu işi yakın zamana kadar sürdürdüm. Parmağım ağzımdayken duyduğum huzuru hiçbir şeyle değişmezdim. Ailem beni bu alışkanlığımdan vazgeçirmek için herşeyi yapmıştı ama faydasızdı. Geceleri yatağıma girdi; ğimde önce emmekten hafif incelmiş parmağımı uzun uzun seğreder, sonra dudaklarımı ıslatıp yavaş yavaş parmağımı emerek uyurdum. Bir süre sonra bu alışkanlığımı unuttum. Dört-beş sene geçmişti. istanbul escort nişantaşı nda ciddi eğitim veren bir liseye gidiyordum. Bu süre içinde vücudumda olan değişiklikler beni çok heyecanlandırıyordu. Kendimi uzun uzun aynada seğrediyordum. Dolayısıyla bir-iki sevgilim de olmuştu. Fakat uzun öpüşmelerden başka hiçbirşeye izin vermiyordum. Onlarla öpüşürken dillerini ağzıma alıyor, usul usul dıgıerını ve dudaklarını emıyordum. Bunlar bana geçmişten hoş birşeyler hatırlatıyordu. Ama yine de bir eksiklik vardı. 
Bu eksikliği Karl doldurdu. Karl okulun en çekici ve en serseri öğrencisiydi. Iyi öpüştüğüm ağızdan ağıza yayılmış olmalı ki bir dün vanıma delip. “Bu akşam saat sekizde seni alacağım; hazır ol. 0 güzel dudaklarını ben de hissetmek istiyorum,,” dedi. Cevabımı bile beklemeden çekip gitmişti. Akşam sekizde son model Golf'u ile kapımdaydı. Hiç konuşmadan arabaya bindim. O akşam değişik bir şeyler olacağını hissedivordum. 
Aşıklar Tepesi diye bilinen bir yere geldik. Kuytu bir yere parkedip, hiç konuşmadan beni kendisine çekti ve öpüşmeye başladık. Çok garip öpüşüyordu. Dudaklarını boyuna emiyordum ama bir türlü dilini bana vermiyordu. Bir süre sonra ağzım açık, dilini ağzıma sokması için kıvranıyordum. İnatla yapmıyor ve bundan sadistçe bir zevk alıyordu. Bu arada elleri gömleğimin düğmelerini açmış, el değmemiş sütbeyazı göğüslerimde dolaşıyordu. Bundan pek zevk almamıştım; ben ağzımda birşeyler hissetmek istiyordum. O ise vahşice suratıma bakıp sırıtıyordu. Sonra saçlarımdan aşağıya doğru çekti ve ben ne olduğunu bile anlayamadan koltuktan yere kayıp dizlerimin üstüne çömeldim. Bir eli hala saçlarımdaydı. Diğer eliyle de fermuarını açıyordu. “işte kızım, senin ilacın bu,” diyerek kocaman aletini çıkardı. Elim ister * istemez doğrulup yeni ' gördüğüm bu şeyi hisıı” setmeye, tanımaya baş.lıyordu. Yavaş yavaş okşuyordum. Aman Allahım, ne kadar güzel bir  şeydi bu. Böyle bir sertliği örten yumuşacık, kadife gibi derı, daha yukarıda pürüssüz bir yüzey, ucunda da bir damlacık ıslaklık... Karl şaşkınlığımıı üzerimden atmama fırsat vermeden başımı. zorlayarak yaklaştırdı. Şimdi dudaklarım o damlay|a temastaydı. Artık ne yapacağımı biliyordum. Dudaklarımı iyice ıslattım ve o muhteşem aleti, ağzımı fazla açmadan dudaklarımdan içeri yavaşça kaydırdım. Bir anda geçmiş yıllara dönmüştüm. Yine parmağını emen o küçük çocuk gibiydim. inanılmaz bir duyguydu. Başım dönüyor gözlerim kararıyordu. Ağzımda bütün hücreler canlanmış, bu yeni tattan nasibini almaya çalışıyorlardı. Tükrük salgım artmıştı. Sonra başımı yavaş yavaş hareket ettirmeye başladım. Yukarı... Aşağı... Içimden bu dakikaların bitmemesi için dua ediyordum. 
Ne kadar zaman geçtiğini hatırlamıyorum, Karl birden saçımdan çekip ağzımı kendisinden uzaklaştırdı. Vahşice sırıtıp, “Yalvar bakalım. Onu ağzıma almak istiyorum, diye bağır,” dedi. Oyuncağı elinden alınmış çocuk gibiydim. Avazım çıktığı kadar bağırdım. Bıraktı saçlarımı. Huzur totemime yeniden kavuşmuştum. 
O akşam bekaretimi Karl’a verdim. Ama inanın, bunu sadece bana böyle bir duyguyu tattırdığı için teşekkür olarak yaptım. Pek zevk de almadım. lçime boşalmıştı. Hayat tohumlarını ağzımda hissetmenin nasıl olacağını merak ediyordum. Merakım fazla sürmedi. Bir hafta sonra yine Aşıklar Tepesi’nde arabadaydık. Artık bu konuda biraz olsun usta sayılırdım. Sadece sokup çıkartmıyordum onu. En aşağıdan başlayarak o kadife deri üzerindeki damar çıkıntılarını dilimle izliyor, yukarı çıktığımda dilimi iyice dışarı çıkarıp o pürüzsüz yüzeye ıslak darbeler vuruyor, arada sırada beliren damlacıkları yine dilimle alıyor, en sonunda dudaklarımı iyice büzüp, daracık boşluktan geçmesi için zorluyordum. Birazı ağzıma girdiğinde hafif hafif dişliyordum. En sonunda da iyice içeri alıyordum. Dudaklarım üzerini kapamış hareketsiz dururken, dilim içerde korkunç bir faaliyette oluyordu. Bir süre sonra yine böyle bir anda aşırı kasıldığını hissettim. Hemen dudaklarımı ucundaki dört-beş santimlik bölümün üzerine kapadım. Kıpırdamadan durdum. Sadece dilim, ağzımdaki bölümün alt tarafını nazikçe yalamakla meşguldu. Kısacık bir zamanda ağzıma doldurmuştu. 
Hiç kıpırdamadan gözucuyla Karl’a baktım. Çok perişan görünüyordu. Kocaman elleriyle koltuğun kenarını kavramış, iyice sıkıyordu. Bu ilişki uzun süre devam etti. Ama durum ittikçe kötüleşiyordu. Karl bazen arkadaslarını da getırip, kendisine yaptıklarımı onlara da yapmamı istiyordu. Bu arada Iiseyi de bitirdiğimden aileme Türkiye’ye gitmek istediğimi söyledim. Altı ay önce Ankara’ya geldim. llk bir-iki ay çok bocaladım ama şanslıymışım ki şimdiki sevgilimi tanıdım. Beni çok iyi anlıyor ve çok güzel bir ilişkimiz var. Türkiye'de yaşadıklarımı da isterseniz başka bir mektupta anlataylm...” 
(S. ve M. ANKARA) 
loading...