İstanbul Escort istanbul bakırköy escort treninde aşk

İstanbul bakırköy escort treninde aşk

(.. ) 
Kondüktör bıze teşekkür dolu bir yanbakış attı 
Kapınızı kilitleyebilirsiniz, içeri kimse giremez, dedi ve eliylş kapıyı okşadı. Ve köşedeki lavaboda yıkanabilirsiniz. Su fılan her şey var. Dediklerine göre bu kompartıman vaktiyle bir prenses tarafından kullanılmış, hangisi bayan istanbul escort  bilmem. Şimdi gitmem gerek. Iyi ge. celer, iyi geceler. Belki biraz daha alırsınız diye şişeyi bırakıyorum Adam istanbul bakırköy escort a gider gitmez yaptığımız ilk iş, tozlu giysilerimizi çıkarıp birbirimizi yıkamaktı. Islak süngeri birinin karnından ve göğsün. den geçirdiğiniz zaman içinizi çocukluğunuz kaplar. Kendimi böy. lesine çıplak ve çaresiz duyumsamak beni görülür bir şekilde etkiliyor. Yine de bu serin ve ıslak süngerin bedenin en gizli köşelerine, kulakmemesinden cinsel organa ve popoya dek dokunarak dolaşmasında tahrik edici bir yan var. Şimdi mutlu muyuz? İkimiz de? Herhalde üçümüz de, diye yanıtladı. Aynen dediği gibi kilitledim. Evet, iyi ettin. Şimdi prensesin yatağını yapalım. Yatağı çevirdi, yorganın üzerinden geçen gri bandı açtı. Yorga î nın ucunu kıvırdı. Yatak, yepyeni çarşafıyla bembeyaz parlıyordu. E Oyle zarifti ki bir an duraladım. Buna ızin verdiğini hiç söylemedi.. İnsanları yük vagönunda taşımasına da ızin yoktu. O devir geçti. Gel buraya benim küçük sevgilim, baı dakları da getir. İç tarafta yat ki sağ elin serbest kalsın Gerindi. İri, sıcak ve çıplaktı. Yeniden konyakla şerefe çekti ve ardından, oldukça sarhoş olarak birbirimizin kollarında uykuya daldık. Uyandığırn zaman içersi karanlıktı. Tove nin uyanık oldu ğunu anladım. lambalar sönmüş mü? Epeydir, dedi.  Yattığı yerde için için gülerek kıpırdandığını farkettim Konuştuğu zaman sesi ciddiydi oysa. Bu konuda görüşünü alabilir miyim? dedi yatışmı bozmadan Zifir karanlıkta hemen hemen hiç gözükmüyordu. 
Hayhay. 
Islak ve sert olan, sopa gibi başka bir şey biliyor musun? 
Yani penis gibi yumuşak ve sert olan başka bir şey biliyor muyum? diye kendi kendime çevirdim. Hayır, sanmıyorum. Niye sordun? Öyleyse tam şu anda onu elimde tutmaktayım, eğer başka bir şey olması olanaksızsa“ 
Başımı yavaşça çevirdim. Şimdi gözüm karanlığa biraz alışmıştı. Serbest kolunun yataktan “dışarı sarktığını gördüm. Ranzanın yanında bir kondüktör belinden öne kıvrılmış duruyordu. Pantolonu dizine inmişti. Tove'nin eli, adamın karnının altında kaybolmuştu. Gömleği ve kravatı yukarı çıkmış, ay ışığinda kaba etleri parlıyordu. Kepindeki altın sırma, o ritmik olarak hareket ettikçe. parlayıp sönüyordu. -Şimdi yeter, dedim, çarkına sıçtığımın herifi! Yazık degil mi adamcağıza? O koca Fundador' a?... Çok uğraştı zavallı. -Derhal dışarı defolacak!
Ama kendimde duydum sesimin yeterince öfkeyle dolu olmadı'ğını. Hiç kuşkusuz içimdeki yazar izlemek istiyordu neler olacağını. Ya da trene binmek denen şey. 
-Domuz herif, dedim yalnızca. 
-Evet evet, hem de nasıi! Korkunç bir domuz. Yine de ben onun kepinin altında senin çok tatlı olacağın düşüncesindeyim. Biraz ödünç almayı denesene. 
O zaman artık aşırıya kaçmıştı Nihayet harekete geçtim, ada-mın önüne bir atlayışta indim. Başını kaldırdı, bir gözüyle beni öyle çırılçıplak karşısında dururken gördü; öteki ise Tove'nin nefis bedenindeydi. Tove, elini çekmeden kıkır kıkır gülüyordu. 
Devreye girmenin zamanı gelmişti. Ispanyolca bağırdım:
-Bak hele! Böylesine muhteşem bir organîömrümde görınedim! Kütük gibi! Lütfen ızin verin, tadına ilk ben bakayım! 
İşe yaradı. 
Dogruldu, iççekti, ellerini ileri uzatarak önce bana doğru döndü, sonra Tove' ye. Müthiş bir şekilde geldi o an. Spermin fışt diye uçup göğüslerime geldigini gördüm.
Yatağın kenarında ikiye katlandı, inledi, küfretti. 
0 muhteşem kütük hızla yumuşadımuz! goruyor musun? dedı. Tıpkı Dali'nin saatleri gibi. 
Gecenin içinde trenin düdüğü duyuldu. 
Azız Madonna! dedi kondüktör, geliyoruz neredeyse.. Pantolonunu çekti, ceketini düzeltirken dışarı fırladı. Hemen buraya gel, dedi Tove. Gel ve yüzüme otur. 
Yavaşça ağzının üzerine otururken parmaklarımla bagaj rafının ağına tutundum. Kızgın dili, kilitorisimi aradı ve bulunca emip kaldı orada. Dilinin ucunu çevresinde dolaştırırken üç parmağım ağır ağır içime soktu. Aynı zamanda ileri geri kıpırdatarak, giderek daha içerlere varıyordu. Yüzünü nasıl ıslattığımı duyumsadım; nasıl her şeyin tek bir cehennem sıcağına dönüştüğünü ve orgazmın nasıl yavaş yavaş gelip önce o karanlık, sonra yıldırımlı flrtk nay1 içimde patlattığını. Birkaç saniye için kendimden geçtim. Sonra konuştum: Şimdi sıra sende. Yarım saat sonra ağzı bacak arasında, kıçı açıkta olma sırası bana gelmişti. Bu kez epey oyalanıyordu. Bir ara başımı kenara çekip soluk alma gereksinmesi duydum. Inliyor, mırıldanıyor'du ama, onun çıkardığı seslerin ardında başka bir ses vardı. Garip gelen bir durum”söz konusuydu. Sanki olağanüstü elektrikli bir fenomen tenime dokunuyordu. 
Tam başımı ona çevirip devam edecektim ki bir an için gözlerimi açtım. O zaman, kompartımanın ışıklarının yanmakta olduğunun farkına vardım. 
Herhalde istasyondaydık çünkü pencerenin önünde dikilen bir grup Ispanyol çıt çıkarmadan içeri bakıyordu. Yüzleri, kompartımanımızdan gelen ışığın altında beyaz maskeler gibi parlıyordu. Bazılarının ağızları açıktı. Çok ciddiydiler. 
Donup bakakaldığım süre birkaç saniye sürdü. O zaman Tove'nin sesini duydum
Nereye gittin? 
Gözümü kapıyorum Ve yeniden ağzımı ona yapıştırıyorum. Tren, durduğu kadar duruyor. Kaç dakika bilmiyorum. Belki iki, belki daha fazla. Yaşantımın en uzun dakikaları gibi geliyor. 
loading...